| |||||||||||
| |||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | |||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Baykal'ın sus pus olduğu 2 konu!
Baykal bugün konuştuklarıyla değil konuşmadıklarıyla haber oldu. Ne diyecek diye merakla beklenen 2 konuda tek kelime etmedi.
CHP lideri Deniz Baykal Meclis Grup Toplantısı'nda konuştu. Ancak konuştukları değil konuşmadıkları haberdi. Baykal'ın konuşmasından satırbaşları şöyle: Sabah saatlerinde işsizlikle ilgili raporlar açıklandı. Ortaya çıkan tablo ekonominin hala çok ciddi şekilde sorun yaratmaya devam ettiğini, işsizlik üretmeye devam ettiğini gösteriyor. Tarım dışı işsizlik, yani köylerde ve kentlerde çıkan işsizlik daha vahimdir. Kentlerde yaşayan insan sayısı nüfusun 3'te 2'sidir. Tarımdaki gizli işsizlik dolayısıyla bu rakam daha aşağıya çekilmektedir. Olay çok ağırdır. 2009 yılında işsiz sayısı resmi rakamlara göre 860 bin artmıştır. Bugün işsiz sayısı 3 milyon 471 bin rakamına ulaşmıştır. Geçen yıl tarım dışında çalışan 151 bin kişi işini kaybetmiş. Sanayi sektöründe işini kaybedenlerin sayısı 310 bin olmuştur. Genç işsiz sayısı 209 bin artarak 1 milyonun üzerine çıkmıştır. Cumhuriyet döneminin en ciddi ekonomik ve sosyal çöküntüsü yaşanmaktadır. İşsizlik 2001 krizinden sonra yüzde 9,6 düzeyindeydi. Şimdi yüzde 14 olmuştur. Bu tablo dünyada işsizliğin en ağır bir şekilde hissedildiği ülkelerin başında Türkiye'nin geldiğini göstermektedir. Bunun arkasında AKP'nin üretim ve insan odaklı değil, borsa, finans, rant odaklı politikaları yatmaktadır. Biz uzun zamandır anlatıyoruz. Tarıma ve hayvancılığa önem verilmediği için GAP bitiremediği için olduğunu anlatıyoruz. Yoksulluk tablosu da kaygı verici bir şekilde artmıştır. 4 kişilik bir ailesinin yoksulluk sınırı 820 liradır. Ama aynı şekilde 2010 yılı için asgari ücreti 604 lira olarak belirlenmiştir. 15 milyon insan sadece bu ölçüyle Türkiye'de yoksulluk sınırının altındadır. Asgari ücretten vergi alınmaktadır ve asgari ücretle yoksulluk sınırı arasında bir denge kurulamamış. Memur ve emeklilere yapılan zamlar sadece ocak ayındaki TÜFE artışıyla gitmiştir. Yoksulluk temel bir problemdir. Daha dün felçli bir vatandaşımızın su parasını ödeyemediği için hapse girmek zorunda kaldığını gazetelerimizden üzüntüyle okuduk. Borç konusu yine önem kazanıyor. Türkiye tekrar borçlanma konusunda vitesi yükseltti. Bu beraberinde çok sıkıntıyı da beraberinde getiriyor. 2002'de hükümet devredildiğinde Merkezi Devlet borcu iki kat arttı. Türkiye'denin borç yılı 80 yıldakinin 2 katına çıktı. Ek olarak 80 yılda yapılanların tamamı satılmıştır. Bu borçlar nasıl ödeniyor, faizle? Faizi kim ödüyor? Halk... Faizden kim karlı çıkıyor? İşte soru budur. Türkiyede yıllardır bu çark dönüyor. Faiz çarkı fakirden al, zengine ver çarkıdır. Bu AKP politikasıdır. Bu memleketten al, başka memlekete ver çarkıdır. Bir sömürü çarkıdır İflaslar çok kaygı verici şekilde düzelmeye başladı. 2002 kasımında benzinin fiyatı 1 dolardı. Bugün 3.60 dolardı. Dış borç o gün 120 milyar dolardı, bugün 250 milyar dolar. Ekmek 20 kuruştu, bugün 50 kuruş. İşsiz sayısı 2 milyon, bugün 4 milyon... Ekonominin plançosu budur. Bu dündaya herkesin yatırım yaptığı bir dönemde ortaya çıkan bir tablodur. Bugün bir karar dolayısıyla sevinçliyiz. Danıştay TEKEL işçilerinin haklı mücadelesine, bütün milletimizin duyduğu saygı ve anlayış doğrultusunda, hukukun işlediğini bir kez daha göstererek çok önemli bir karar almıştır. Tepeden inme 'size biray süre, kabul ederseniz edersiniz, etmezseniz hepinizi yok sayıyorum' dayatmasını reddetmiştir. Bu kararla birlikte Kamunun çalıştırdığı işçilere karşı sorumlu olduğunu, silip atamayacağını, onların da hakları bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu bir fırsat olarak değerlendirilmeli. İşçi kardeşlerimiz 'haklılığımızı mahkeme tescil etti. Herkesi düşünmeye çağırıyoruz" diye bir karar almış ve çözüm için herkesi uzlaşmaya çağırmışlardır. Bunun adı yenilmek değildir. İlla herkesin burnunu sürteceksin diye mi yola çıkacaksın. Yetmez mi bugüne kadar burnunu sürttüklerin, TEKEL işçisini bari rahat bırak. CİNLER TEPEME ÇIKIYOR Başbakanın yan gelip yatmanıza izin vermeyeceğiz, yetimin hakkını yedirmeyeceğiz üslubunu duydum mu cinler tepeme çıkıyor. İnşallah CHP iktidarından tüm bunların hesabını birer birer soracağız. Türkiye'de en yüksek değeri adalet ve hak kavramı son yıllarda açıkça zedeleniyor. Kısa süre önce ortaya atılan bir temel iddia Deniz Kuvvetlerinde amirallere suikast planlandığı iddiasıydı. Belgeler, tutuklamalar, oldu. Suçlanan bir yarbay ikinci kez soruşturmaya konu olarak çağrılınca bir mektup bıraktı ve intihar etti. Yarbay Ali Tatar... Bu intihardan 19 gün sonra onun elinden çıkan yazı denilerek ortaya çıkan belge incelendi ve görüldü ki Ali Tatar'ın el ürünü değildi... Şimdi 19 gün sonra gerçek ortaya çıktı ki Ali Tatar'ın bu işle hiç ilgisi yokmuş.
Ergenekon davası 3 yılı tamamlamak üzere ama ortada hala hiçbir şey yok. İddianame var, hüküm yok. Kamuoyunu yönlendirme var, elle tutulur bir sonuç yok. Türkiye'de bir darbe tehlikesi olmadığı için bugün askerler tutuklanıyor. Büyük hukuk cinayetleri işleniyor. Bunlara karşı toplum olarak gereken tepkiyi göstermeliyiz. Tepkiyi de sadece belli özelliği olan yüksek nitelikli ilgili olarak değil, haksızlığa maruz kalan herkesle ilgili olarak göstermeliyiz. Bugün Türkiye'de DGM devam ediyor. Tüm bunları özel yetkili savcılar yürütüyor. Ne demek özel yetkili? Temel yanlış budur. Herkese aynı hukuk uygulanmalı... Hukuk nasıl yıpratıldı anlatayım. Gizli tanık. Evet gizli tanık olabilir. ABD'de de var. Niye? Çünkü mafya tanığı öldürmesin diye... Türkiye'de iş çığrından çıktı. Ama hayati bir tehlikesi olduğu için değil... Söylediklerinden mahçup olacağı için. Biz gizli tanığın kimliğini açıkladık. Kızkardeşinin katili, yeğenini fuhuşu teşvik eden gizli tanık. Onun sözüne kim inanacak? Şimdi bu iktidar çıkıyor diyor ki ben Anayasa değişikliği yapmak istiyorum. 8 yıl bu heyecanı hükümet duymadı da, seçimin gözüktüğü, giderayak anayasa değişikliği ihtiyacına neden girdi? Cevabını veriyorum. Bu iktidar hukukla çatışarak geldi. Ama bu iktidar kendisinin işbaşında olduğu 8 yıl boyunca durumu iyi kötü idare etti. Bazen hakim ayarlayarak, bazen savcı arayarak, iktidar olanaklarını kullanarak hukuk karşısında kendini kollama şansını kullandı. Ama şimdi seçim geliyor. Seçim bu kadronun elindeki o imkanların ortadan kalkacağ bir sonuç verecek. Adalet Bakanı, başbakan kim olacak belli değil. Arkasında 608 tane fezleke olan bir iktidar seçimi kaybettikten sonra kendini nasıl güvence altına alır? Anayasa değişikliğiyle HSYK'yi kendi denetimlerine alacaklar, kendilerini yüce divan olarak Anayasa Mahkemesini kendilerine göre değiştirecek bir anayasa değişikliği yapacaklar. Yargı bağımsız, tarafsız olmak istiyormuş, hepsi hikaye... Anayasayı değiştireceğiz, kendimizi garanti altına alacağız diyorlar . Şunu insan soruyor. Bu kimin projesi? Bir anayasa değiştirilecek. Anayasa ülkenin en temel belgesi, tapusu... Kim yapıyor bu anayasayı? Memleketin kurumalrı katkı veriyorlar mı? Hayır! AKP'ye anayasa değişikliği hazırlama görevi verilmiş olan heyetin içindeki kişiler bile aman ha bu ortamda anayasa değişikliği olmaz diyorlar. Ama sadece AKP bu iş için çırpınıyor. Bunlar kendilerine göre hukuku işlettiler. Haburda işlettiler. Kandil'den gelenlerle devlet protokolu yan yanalar. Bu hangi hukuk? Bunların projesi gidereayak devletin en önemli kurumlarımıza adamlarımızı yerleştirelim ki biz gidince korusunlar. Bunun yolu ne? Siyasiler seçsin. HSYK'yı siyasilere seçtirecekler. HSYK, RTÜK olacak. Bu kendilerini güvence altına almak içindir Anayasayı AKP ve BDP birlikte tanzim edecek. İkisi de Anayasa Mahkemesi tarafından tenkit edilmiş iki parti. Bu Meclis'te 608 tane soruşturulacak dosya var. Kendisi hesabını vermemiş olanlar, kendisinden hesap soracakları seçecekler. DTP ile AKP kafa kafaya vermişler, yandaş medyayı da arkalarına almışlar, yandaş yargı yapacaklar, Türkiye de bunu seyredecek. Bunu parlamentoya getirdiklerinde hepimiz görevimizi yapacağız. Öyle gözüküyor ki bu iş referanduma gidecek. O zaman da millete anlatacağız. Yapılmak istenenin Habur hukukunu Anayasaya geçirmek istediklerini, buna izin verilemeyeceğini anlatacağız. Halk referandumu kal git referandumu olarak değerlendirecek ve AKP'yi uğurlayacaktır. Referandumlar sürpriz sonuçlar getirir. Özal denedi, gördü. Milletimiz bu referandumu AKP konusunda bir hüküm vermek için değerlendirecek
|
||||||||||
|
Altyapy: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||